Kafamızın içinde ortalama bir buçuk kilogram ağırlığında ve yine ortalama 1260 santimetreküp hacme sahip bir organ var. Bu organ otururken, yürürken, koşarken ve farkında olduğumuz veya olmadığımız bütün işleri yaparken her an aktif. İçerisindeki nöronlar arasındaki bilginin seyahat hızı saniyede 1.6 kilometre ile 436 kilometre arasında değişiyor. İçerisinde saniyede 11 milyon bit veri akıyor. Fakat biz bu olanların çok azından haberdarız.
Bu kadar işi sadece yüzde beşlik bir kısmıyla yapıyor.
Öyle mi yapıyor?
Yani gerçekten yüzde beşini mi kullanıyoruz?
Bu doğru olabilir mi?
Bu kadar kompleks bir organın yüzde beşini kullanıyoruz. Aslına bakarsanız bu yanlış bir bilgi ve halk arasında çokça değişiyor. Kimine göre yüzde bir kimine göre yüzde beş.
Fakat beyinle ilgili çalışan Bilim insanlarının bulgularına göre Sağlıklı bir insanın beyninde çalışmayan hiç bir kısım yok.
Keza bugün bilim insanları beynin çalışma esnasındaki sesini bile kaydedebiliyor. Yani beynin çalışmayan hiçbir bölümü yok.
Ama merak etmeyin aynı organı Albert Einstein gibi dehalar bu dünyada yaşadı. Yani önemli olan kafamızın içindeki bu Muazzam organı bizim ne kadar kullandığımızdır. Kafanızın içindeki bu Muazzam organ Siz uyurken bile aktif ve her an çalışıyor.
Rüyalarınızdaki senaryoları kim üretiyor?
O güzel rüyaları kim kuruluyor?
Kalp atışımızdan kan basıncımıza, üşüdüğümüzde titrememize kadar her an vücudumuz üzerinde aktif rol oynuyor.
Bu organın yüzde yetmiş beşi sudan oluşur ancak bu su oldukça kompakt yapılıdır. Kafatası ile korunur ve bir sıvı içinde yüzer. Bunun sayesinde beynimizi dış etkilerden korur ve ani kafa hareketlerinde beynimiz kafatasına çarparak zarar görmez.
Peki Beynimiz ne kadar enerjiye ihtiyacı var?
Beynimiz Vücut kütlemizin sadece yüzde ikisini kaplamasına rağmen vücudumuzdaki bütün enerjinin yüzde yirmi beşini harcar. Beynimiz uyku halinde bile bir ampulün tükettiğini eşdeğer enerji tüketir. Aşırı ve sade bir varsayımla beynimiz her saniye 20 kilogram ağırlığındaki bir cisme bir metre yüksekliğe kaldırmanıza eşdeğer enerji tüketir.
Bu değerlere şaşırmamak gerek çünkü biz insanlar her saniye düşünürüz birçok Eylem gerçekleştiririz. Her an beynimizin aktif olduğunu düşünürsek bu değerler normaldir.
Peki kafamızın içindeki bu organ bu kadar veriyi nerede ve nasıl tutuyor?
Çoğu insan hafızayı bir bilgisayarın diskine benzerdir fakat bilim insanları çok daha farklı düşünürler. Onlara göre hafıza beyninizde gerçekleşen işlemler zinciridir. Fark etme, kaydetme, hatırlama ve unutma zinciri. Örneğin sevdiğimiz bir şey kaybettiğimizde beyniniz o şeyin işlevini, biçimini ve bizim için neler ifade ettiği gibi şeyleri hatırlar. Eğer kaybettiğim şey bizim için değerliyse ona özel bir çok anıyı da yeniden yaşarız. Kaybettiniz ve değer verdiğiniz bir şey ilk kaybettiğinizde aklından neler geçtiğini düşünün.
Bu şey yenilenebilir bir şey miydi?
Steven Pinker’in da dediği gibi “Bizler büyük ölçüde hafızalarımızdan ibaretiz.” Yani kısaca Beynimiz bilgileri zincirleme bir şekilde tutar. Her yeni bilgi öğrendiğimizde iki nöron arasında bağlantılar oluşur ve siz o bilgi hakkında düşündükçe nöronlar arasındaki bağ o kadar kuvvetlenir ve siz o bilgiyi ezberlemiş olursunuz. Beynimiz yeni bilgiyi önce kısa süreli hafızada tutar. Siz o bilgi hakkında ne kadar düşünürseniz bilgi güçlenir ve uzun süreli hafızaya geçer. Fakat önemsemediğiniz bir bilgiyle karşılaştığınızda beyniniz bu bilgi hakkında düşünmediğiniz için ortalama 30 saniye içinde bu bilgiyi unutur.
DEVAM EDECEK...
Bu kadar işi sadece yüzde beşlik bir kısmıyla yapıyor.
Öyle mi yapıyor?
Yani gerçekten yüzde beşini mi kullanıyoruz?
Bu doğru olabilir mi?
Bu kadar kompleks bir organın yüzde beşini kullanıyoruz. Aslına bakarsanız bu yanlış bir bilgi ve halk arasında çokça değişiyor. Kimine göre yüzde bir kimine göre yüzde beş.
Fakat beyinle ilgili çalışan Bilim insanlarının bulgularına göre Sağlıklı bir insanın beyninde çalışmayan hiç bir kısım yok.
Keza bugün bilim insanları beynin çalışma esnasındaki sesini bile kaydedebiliyor. Yani beynin çalışmayan hiçbir bölümü yok.
Ama merak etmeyin aynı organı Albert Einstein gibi dehalar bu dünyada yaşadı. Yani önemli olan kafamızın içindeki bu Muazzam organı bizim ne kadar kullandığımızdır. Kafanızın içindeki bu Muazzam organ Siz uyurken bile aktif ve her an çalışıyor.
Rüyalarınızdaki senaryoları kim üretiyor?
O güzel rüyaları kim kuruluyor?
Kalp atışımızdan kan basıncımıza, üşüdüğümüzde titrememize kadar her an vücudumuz üzerinde aktif rol oynuyor.
Bu organın yüzde yetmiş beşi sudan oluşur ancak bu su oldukça kompakt yapılıdır. Kafatası ile korunur ve bir sıvı içinde yüzer. Bunun sayesinde beynimizi dış etkilerden korur ve ani kafa hareketlerinde beynimiz kafatasına çarparak zarar görmez.
Peki Beynimiz ne kadar enerjiye ihtiyacı var?
Beynimiz Vücut kütlemizin sadece yüzde ikisini kaplamasına rağmen vücudumuzdaki bütün enerjinin yüzde yirmi beşini harcar. Beynimiz uyku halinde bile bir ampulün tükettiğini eşdeğer enerji tüketir. Aşırı ve sade bir varsayımla beynimiz her saniye 20 kilogram ağırlığındaki bir cisme bir metre yüksekliğe kaldırmanıza eşdeğer enerji tüketir.
Bu değerlere şaşırmamak gerek çünkü biz insanlar her saniye düşünürüz birçok Eylem gerçekleştiririz. Her an beynimizin aktif olduğunu düşünürsek bu değerler normaldir.
Peki kafamızın içindeki bu organ bu kadar veriyi nerede ve nasıl tutuyor?
Çoğu insan hafızayı bir bilgisayarın diskine benzerdir fakat bilim insanları çok daha farklı düşünürler. Onlara göre hafıza beyninizde gerçekleşen işlemler zinciridir. Fark etme, kaydetme, hatırlama ve unutma zinciri. Örneğin sevdiğimiz bir şey kaybettiğimizde beyniniz o şeyin işlevini, biçimini ve bizim için neler ifade ettiği gibi şeyleri hatırlar. Eğer kaybettiğim şey bizim için değerliyse ona özel bir çok anıyı da yeniden yaşarız. Kaybettiniz ve değer verdiğiniz bir şey ilk kaybettiğinizde aklından neler geçtiğini düşünün.
Bu şey yenilenebilir bir şey miydi?
Steven Pinker’in da dediği gibi “Bizler büyük ölçüde hafızalarımızdan ibaretiz.” Yani kısaca Beynimiz bilgileri zincirleme bir şekilde tutar. Her yeni bilgi öğrendiğimizde iki nöron arasında bağlantılar oluşur ve siz o bilgi hakkında düşündükçe nöronlar arasındaki bağ o kadar kuvvetlenir ve siz o bilgiyi ezberlemiş olursunuz. Beynimiz yeni bilgiyi önce kısa süreli hafızada tutar. Siz o bilgi hakkında ne kadar düşünürseniz bilgi güçlenir ve uzun süreli hafızaya geçer. Fakat önemsemediğiniz bir bilgiyle karşılaştığınızda beyniniz bu bilgi hakkında düşünmediğiniz için ortalama 30 saniye içinde bu bilgiyi unutur.
DEVAM EDECEK...