TARİHİ YOLLAR
Arkeolojik bulgulara ve tarihi kaynaklara göre M.Ö. I. yüz- yıldan itibaren Doğu'yu Batı'ya birleştiren üç önemli kıtalararası yol bulunmaktaydı: İpek Yolu, Baharat Yolu ve Kral Yolu...
Baharat Yolu: Kızıldeniz limanlarından başlayıp Arabistan Yarımadası'nı dolaşarak Hindistan batısına ulaşmakta, Nilden genişliği 45 myi bulan kanallarla Akdeniz'e ve sonra Roma'ya çıkmaktaydı. Hindistan limanlarından yollar Hindistan Yarımadası'nın derinliklerine kadar gitmekteydi. Hindistan Yarımadası'nı dolaşan yol, Güneydoğu Asya ülkelerine kadar çıkmaktaydı.
Tarihi Ulu İpek Yolu: Batıda Roma'dan başlayarak Akdeniz üzerinden ve Anadolu içlerinden geçerek, Suriye'de Hierepol şehrine, Mezopotamya üzerinden Kuzey İran'a, Orta Asya'ya, Doğu Türkistan vahalarına, Kaşgar ve Turfan üzerinden Çin'e kadar gitmekteydi. Orta Asya bölgesinde İpek Yolu Area'dan kuzeye saparak Baktriy'in güneydoğusuna, sonra da kuzey ve doğu yönünde ikiye ayrılarak devam ederdi
Kuzey yolu; Termez (Tarmit) bölgesinde Amuderya ile kesişir ve ikiye ayrılarak, Termez ve Şurop Geçidi'nden, Şerabat Nehri kıyısındaki vadilerin kıyısını takip ederek Çuşka- Guzar ve Kara-Kamar'dan Derbent Kışlası kuzeyinden Batı Hi- sar bölgesinde bulunan Demir Kapılara ulaşır. Demir Kapılar'dan sonra yol, orta asırlarda Sogda'nın Kendek köyünün bulunduğu Akrabaťa geçer, oradan kuzeye dönerek Uryaderya Vadisi ile Karahaval Kışlası'nın kesistiği noktaya ulaşırdı. Kamderaz Boğazı'nı aşarak Şahrisabs-Kitap, Marakanda şehirlerini geçerek Taşkent vahasında Fergana üzerinden geçit vermez dağ boğazlarından Doğu Türkistan'a kadar uzanırdı. Bu yolun, bitek Sulhan derya Vadisi üzerinden dağlık bölgelere uzanan bir kolu, büyük antik şehir Tanais Duşanbe'nin kuzeydoğusunda bulunan Karategin sınırında tüccarların konakladığı Taş Kurgan denilen yere gitmekteydi. Tüccarların konağından sonra, Taklamakan Çölü'nü kuzey ve güney tarafından dolanarak geçen Ulu İpek Yolu, güneyden Yarkent, Hotan, Niy, Miran vahaları üzerinden geçerek, kuzeyden Kizil, Kuça, Turfan vahalarından gelen yolla Dunhuan bölgesinde birleşir. Bundan sonra Büyük Çin Seddi'ni boylayan Ulu İpek Yolu, doğuya doğru uzanarak Çanyan Kutsal/Semavi Imparatorluğu başkentine ulaşır. Bu devletin eski başkenti Nar'da biter. Bu tarihi yolun Orta Asya üzerindeki bir başka kolu, Eski Çağ'da Merv 'den (Antioha Margianski) ve Karakum üzerinden geçerek Amuderya ile kesişerek Buhara'ya kadar çıkar, daha sonra Marakand, Çaç, Ferdana üzerinden Doğu Türkistan vahalarına uzanır. Tarihi Ípek Yolu üçüncü güzergâhı olan kırsal/yabanlık yol Kuzey Orta Asya üzerinden geçmiştir. M.S. I. yüzyılda Roma İmparatorluğu ve Bospor Hanlığı egemenliğinde bulunan Kuzey Karadeniz başlayan bu yol güzergâhında bulunan Tira, Olviya, Hersones, Pantikape, Fanagoria şehirleri, Akdeniz ülkeleri ile sıcak ticari ilişkilerde bulunmuştur. Orta Asya ve İç Karadeniz arasındaki ticari ve kültürel iliş-kilerde Sarmat kabileleri, Hazar ve Karadeniz arasındaki toprak-larda yaşayan Aorslar ve Alanlar'la önemli ilişkiler kurmuşlar. Bu kırsal yol, Aşağı Don'da bulunan en büyük antik şehir Tanais'e gitmektedir. Güney Rusya stepleriyle kesişerek, Aşağı Volga, Hazar, sonra Güney Kazakistan üzerinden Altay'a ve Doğu Türkistan'a çıkarak Ulu ipek Yolu'nun esas güzergâhı ile birleşmektedir. Bu yolun Kuzey Hazar'dan başlayan Harezm üzerinden geçen bir başka dalı Sogdiana ve güneye uzanmaktadır. Ulu İpek Yolu'nun kuzey güzergâhı, onbinlerce kilometreyi bulmakta ve çok farklı ve çeşitli kabilenin yönetim ve denetimi altında bulunmaktaydı. Güvenliği zordu. Yerleşimden yoksun, güven vermeyen, karışık ve çeşitli kabilelerin akınlarına uğrayan susuz, yönetimsiz, uçsuz-bucaksız dağlardan, kırlardan geçmekteydi. Güney yolu, eski çağlarda Parfyan (Türkmenistan'da kurulmuş) ve Kuşan devletlerinin kontrolü altında bulunmaktaydı. Ulu İpek Yolu'nun başlıca üç güzergâhı dışında bu güzergâhları birbiriyle birleştiren başka yollar da vardı. Hindistan'ın batı limanlarından birçok yol kuzeye yönelir ve Hayberg Boğazı'ndan Ulu İpek Yolu'nun esas güzergâhı ile birleştiği Baktriy'e ulaşırdı. Sogda'nın başkenti olan eski Marakanda'dan Harezm'e giden, Kaspiy Denizi'nden dolanarak Kuzey Kafkas bozkırlarıyla kesişen, sonra da Darvin yoluyla sıradağların geçitlerine ulaşan Kafkas İpek Yolu başlardı. Kluhor ve Maruh Boğazı'ndan Suhumi şehrine inerdi. Buradan ticari kervanlar, Karadeniz'den geçerek İstanbul'a gelmekteydi. Sasani İmparatorluğu kendi toprakları üzerinden Bizans İmparatorluğu'na ipek ticareti yapan kervanları M.S.VI. yüzyılda yasakladı. Bu tarihte Kafkas İpek Yolu büyük önem taşımaktaydı. En önemli yol, Aşağı Volga'dan Kaspiy Denizi kıyısı boyunca Demir Kapı'ya (Darbant), güneyde Ulu İpek Yolu'nun kuzey ve esas güzergâhını birleştirerek Anadolu'ya ve eski Albaniya-Arnavutluk ve Parfiya'ya giderdi. Bu yoldan Kuzey Kafkas ve Güney Rus bozkırlarına Hint ve Mısır malları geçerdi. Çok çetin doğa koşullarına rağmen çok değişik güzergâhından geçen yollar Orta Asya'nın kuzey bölgelerinden ve Doğu Türkistan vahalarından, Pamir Boğazı üzerinden Kaşmir'e ve sonra da güneye, Hindistan'a geçmiştir. Bu tarihi yolların birinden geçerek Hindistan'daki Buda kutsal yerlerine tapınmak için giden, başlarında Shi Tanutza'nin bulunduğu 25 rahibin seyahati şöyle tasvir edilmiştir:? "Onlar, arkalarında Kuça ve Kaşgar Hanlığı'nı bıraktılar, Pamir Dağları'na çıktılar ve Himalaya Dağı'nı aştılar. Zehirli sisler onları binlik kuvvetle boğdular, buzdan onbinlerce metre yükseklere yükseldiler, onların altında hızla akan koca nehir vardı. Kalın urganlar doğu kıyısından batı kıyısına geçen köprü vazifesini yapıyordu. Onlar üç gün yürüdüler ve tekrar karla kaplı büyük dağlara tırmandılar. Dimdik kayalar, ayak basmanın mümkün olmadığı dümdüz/cilalı duvar gibi karşılarına dikildi. Her yolcunun dörder kazığı vardı. Onlar alttaki kazığı çırtıp, yukarıdakine tırmanıyor, böylece sırayla bir birine bir de diğerine çıkarak tırmanıyorlardı. Ancak günün sonunda onlar düzlük bir yere varabildiler ve 20 kayıpları vardı" işte böyle zorlu bir yoldu. Ancak ticaretin merkeziydi. Ve buradan geçenler zamanla zenginleşirdi.
İyi Forumlar iyi okumalar
Arkeolojik bulgulara ve tarihi kaynaklara göre M.Ö. I. yüz- yıldan itibaren Doğu'yu Batı'ya birleştiren üç önemli kıtalararası yol bulunmaktaydı: İpek Yolu, Baharat Yolu ve Kral Yolu...
Baharat Yolu: Kızıldeniz limanlarından başlayıp Arabistan Yarımadası'nı dolaşarak Hindistan batısına ulaşmakta, Nilden genişliği 45 myi bulan kanallarla Akdeniz'e ve sonra Roma'ya çıkmaktaydı. Hindistan limanlarından yollar Hindistan Yarımadası'nın derinliklerine kadar gitmekteydi. Hindistan Yarımadası'nı dolaşan yol, Güneydoğu Asya ülkelerine kadar çıkmaktaydı.
Tarihi Ulu İpek Yolu: Batıda Roma'dan başlayarak Akdeniz üzerinden ve Anadolu içlerinden geçerek, Suriye'de Hierepol şehrine, Mezopotamya üzerinden Kuzey İran'a, Orta Asya'ya, Doğu Türkistan vahalarına, Kaşgar ve Turfan üzerinden Çin'e kadar gitmekteydi. Orta Asya bölgesinde İpek Yolu Area'dan kuzeye saparak Baktriy'in güneydoğusuna, sonra da kuzey ve doğu yönünde ikiye ayrılarak devam ederdi
Kuzey yolu; Termez (Tarmit) bölgesinde Amuderya ile kesişir ve ikiye ayrılarak, Termez ve Şurop Geçidi'nden, Şerabat Nehri kıyısındaki vadilerin kıyısını takip ederek Çuşka- Guzar ve Kara-Kamar'dan Derbent Kışlası kuzeyinden Batı Hi- sar bölgesinde bulunan Demir Kapılara ulaşır. Demir Kapılar'dan sonra yol, orta asırlarda Sogda'nın Kendek köyünün bulunduğu Akrabaťa geçer, oradan kuzeye dönerek Uryaderya Vadisi ile Karahaval Kışlası'nın kesistiği noktaya ulaşırdı. Kamderaz Boğazı'nı aşarak Şahrisabs-Kitap, Marakanda şehirlerini geçerek Taşkent vahasında Fergana üzerinden geçit vermez dağ boğazlarından Doğu Türkistan'a kadar uzanırdı. Bu yolun, bitek Sulhan derya Vadisi üzerinden dağlık bölgelere uzanan bir kolu, büyük antik şehir Tanais Duşanbe'nin kuzeydoğusunda bulunan Karategin sınırında tüccarların konakladığı Taş Kurgan denilen yere gitmekteydi. Tüccarların konağından sonra, Taklamakan Çölü'nü kuzey ve güney tarafından dolanarak geçen Ulu İpek Yolu, güneyden Yarkent, Hotan, Niy, Miran vahaları üzerinden geçerek, kuzeyden Kizil, Kuça, Turfan vahalarından gelen yolla Dunhuan bölgesinde birleşir. Bundan sonra Büyük Çin Seddi'ni boylayan Ulu İpek Yolu, doğuya doğru uzanarak Çanyan Kutsal/Semavi Imparatorluğu başkentine ulaşır. Bu devletin eski başkenti Nar'da biter. Bu tarihi yolun Orta Asya üzerindeki bir başka kolu, Eski Çağ'da Merv 'den (Antioha Margianski) ve Karakum üzerinden geçerek Amuderya ile kesişerek Buhara'ya kadar çıkar, daha sonra Marakand, Çaç, Ferdana üzerinden Doğu Türkistan vahalarına uzanır. Tarihi Ípek Yolu üçüncü güzergâhı olan kırsal/yabanlık yol Kuzey Orta Asya üzerinden geçmiştir. M.S. I. yüzyılda Roma İmparatorluğu ve Bospor Hanlığı egemenliğinde bulunan Kuzey Karadeniz başlayan bu yol güzergâhında bulunan Tira, Olviya, Hersones, Pantikape, Fanagoria şehirleri, Akdeniz ülkeleri ile sıcak ticari ilişkilerde bulunmuştur. Orta Asya ve İç Karadeniz arasındaki ticari ve kültürel iliş-kilerde Sarmat kabileleri, Hazar ve Karadeniz arasındaki toprak-larda yaşayan Aorslar ve Alanlar'la önemli ilişkiler kurmuşlar. Bu kırsal yol, Aşağı Don'da bulunan en büyük antik şehir Tanais'e gitmektedir. Güney Rusya stepleriyle kesişerek, Aşağı Volga, Hazar, sonra Güney Kazakistan üzerinden Altay'a ve Doğu Türkistan'a çıkarak Ulu ipek Yolu'nun esas güzergâhı ile birleşmektedir. Bu yolun Kuzey Hazar'dan başlayan Harezm üzerinden geçen bir başka dalı Sogdiana ve güneye uzanmaktadır. Ulu İpek Yolu'nun kuzey güzergâhı, onbinlerce kilometreyi bulmakta ve çok farklı ve çeşitli kabilenin yönetim ve denetimi altında bulunmaktaydı. Güvenliği zordu. Yerleşimden yoksun, güven vermeyen, karışık ve çeşitli kabilelerin akınlarına uğrayan susuz, yönetimsiz, uçsuz-bucaksız dağlardan, kırlardan geçmekteydi. Güney yolu, eski çağlarda Parfyan (Türkmenistan'da kurulmuş) ve Kuşan devletlerinin kontrolü altında bulunmaktaydı. Ulu İpek Yolu'nun başlıca üç güzergâhı dışında bu güzergâhları birbiriyle birleştiren başka yollar da vardı. Hindistan'ın batı limanlarından birçok yol kuzeye yönelir ve Hayberg Boğazı'ndan Ulu İpek Yolu'nun esas güzergâhı ile birleştiği Baktriy'e ulaşırdı. Sogda'nın başkenti olan eski Marakanda'dan Harezm'e giden, Kaspiy Denizi'nden dolanarak Kuzey Kafkas bozkırlarıyla kesişen, sonra da Darvin yoluyla sıradağların geçitlerine ulaşan Kafkas İpek Yolu başlardı. Kluhor ve Maruh Boğazı'ndan Suhumi şehrine inerdi. Buradan ticari kervanlar, Karadeniz'den geçerek İstanbul'a gelmekteydi. Sasani İmparatorluğu kendi toprakları üzerinden Bizans İmparatorluğu'na ipek ticareti yapan kervanları M.S.VI. yüzyılda yasakladı. Bu tarihte Kafkas İpek Yolu büyük önem taşımaktaydı. En önemli yol, Aşağı Volga'dan Kaspiy Denizi kıyısı boyunca Demir Kapı'ya (Darbant), güneyde Ulu İpek Yolu'nun kuzey ve esas güzergâhını birleştirerek Anadolu'ya ve eski Albaniya-Arnavutluk ve Parfiya'ya giderdi. Bu yoldan Kuzey Kafkas ve Güney Rus bozkırlarına Hint ve Mısır malları geçerdi. Çok çetin doğa koşullarına rağmen çok değişik güzergâhından geçen yollar Orta Asya'nın kuzey bölgelerinden ve Doğu Türkistan vahalarından, Pamir Boğazı üzerinden Kaşmir'e ve sonra da güneye, Hindistan'a geçmiştir. Bu tarihi yolların birinden geçerek Hindistan'daki Buda kutsal yerlerine tapınmak için giden, başlarında Shi Tanutza'nin bulunduğu 25 rahibin seyahati şöyle tasvir edilmiştir:? "Onlar, arkalarında Kuça ve Kaşgar Hanlığı'nı bıraktılar, Pamir Dağları'na çıktılar ve Himalaya Dağı'nı aştılar. Zehirli sisler onları binlik kuvvetle boğdular, buzdan onbinlerce metre yükseklere yükseldiler, onların altında hızla akan koca nehir vardı. Kalın urganlar doğu kıyısından batı kıyısına geçen köprü vazifesini yapıyordu. Onlar üç gün yürüdüler ve tekrar karla kaplı büyük dağlara tırmandılar. Dimdik kayalar, ayak basmanın mümkün olmadığı dümdüz/cilalı duvar gibi karşılarına dikildi. Her yolcunun dörder kazığı vardı. Onlar alttaki kazığı çırtıp, yukarıdakine tırmanıyor, böylece sırayla bir birine bir de diğerine çıkarak tırmanıyorlardı. Ancak günün sonunda onlar düzlük bir yere varabildiler ve 20 kayıpları vardı" işte böyle zorlu bir yoldu. Ancak ticaretin merkeziydi. Ve buradan geçenler zamanla zenginleşirdi.
İyi Forumlar iyi okumalar