İnternet Teknolojisi ilk defa 1950’li yıllarda Amerika’da ortaya çıktı ve o zamanlar sadece kurumlar arasında, üniversiteler arasında ve Amerikan ordusu arasındaki iletişimi sağlamak için kullanılıyordu. Amerika devleti bir nükleer savaş durumunda dağıtık bir sistem oluşturup bilgi alışverişinin her an devam edebilmesi için dağıtık bir ağ kullanmak istiyordu. O zamanlarda iletişim sistemi tek bir merkeze bağlıydı ve buraya yapılacak bir nükleer saldırı bütün iletişimin çökmesi demekti. Bundan dolayı Amerika dağınık bir sistem oluşturmayı yani merkezi olmayan bir sistem oluşturmayı istiyordu. Bunun sonucu olarak Amerika’da o zamanlar daha ilkel olan arpanet adında ilk internet oluşmaya başladı. Günümüzde ise internet, eğlenceden alışverişe bilgi edinmeye kadar bir çok alanda kullanılmakta. İnternetin gelişmesi ile birlikte insanlar daha büyük kitlelere erişebildiler ve para kazanmak mümkün olmaya başladı. Fakat internet gelişmeye devam ettikçe, içerisinde bir çok bilgilerimizi tuttuğumuz telefonlarımız, bilgisayarlarımız ve bir çok teknolojik aletin güvenliği de her an tehlikeye girmeye başladı. Tabi ki güvenlik teknolojiler de gelişmeye devam ediyor. Fakat siber dünyanın korsanları cihazlara sızmanın bir yolunu bulmak için sürekli aktifler. Bulunan yöntemler yine internet sayesinde daha fazla insana ulaşabiliyor ve güvenliğimiz her an risk altına giriyor. Her an internetteki sosyal medya sitelerinde bir çok bilgimizi paylaşıyoruz ve her an bir çok insan bizim bu verilerimize erişebilir halde.
Belki de en internetin en kötü yanlarından biri her an tehlikede olmamızdır. Ama internetin bunun dışındaki bir başka kötü yanı ise, yalan haberler ve yanlış bilgiler. Fakat bunlara karşında hayatımızı kolaylaştıran bir çok yanı var. Kimi insanlar için ekmek kapısı oldu, kimi insanlara bilgilenmeleri için kolaylık sağladı. Bizim internet üzerindeki zararlarımızı en aşağıya çekmek için yapabileceğimiz şey daha bilinçli olmaktan geçer. 1993 Yılında internette toplamda 623 site varken buna karşın bu gün internette 3 milyarın üzerinde site olduğu düşünülüyor. Her gün 100.000 adet “.com” uzantılı internet sitesi açılıyor. Bu kadar büyük bir dünyada her an aktifiz ve milyonlarca internet kullanıcısı var. Everest dağının zirvesinde bile 100 mbit lik internet hızına ulaşıla biliniyor. Kimi insanlar internet bağlantıları olmadığı günlerde daha asabi ve daha neşesiz olabiliyor. Yani internete olan bağımlılığımız ve ihtiyacımız her geçen gün artıyor. İnternet sanki biz insanlara yeni ihtiyaçlar üretiyor ve bu ihtiyaçlar kimi insanlarca en az yemek yiyip su içmek kadar gerekli bir hal alıyor. Neyden bahsettiğimi biliyorsunuz. Sosyal medya. Sosyal medyada her gün saatlerimizi harcıyoruz ve insanların hayatlarını merak ediyoruz. İnstagram'da ki hikaye akışlarında bile saatler harcaya biliyoruz ve bu bizim için sanki gün geçtikçe bir ihtiyaç haline dönüşüyor. Siz fotoğraflar çekerken ve internette gezinirken arka taraftan birinin kameranıza erişerek sizi izleyebileceğini ve yine mikrofonunuza erişerek sizi dinleyebileceğini hiç düşündünüz mü? Günümüzde buna benzer bir çok olay yaşandı ve hala yaşanıyor. Tabi genellikler art niyetli hackerlerin sizi izlemek veya dinleme gibi bir niyeti olmuyor. Onların derdi cihazınızın gücünü kullanarak sizin üzerinizden para kazanmak veya banka bilgilerinize erişerek paranızı çalmak. İletişimin gelişmesi ile birlikte dolandırıcılık olayları da artıyor ve insanlar büyük zararlara uğrayabiliyor. Bu konularla ilgili bir çok örneği haberlerde görüyoruz. Bu haberleri gördükçe bilinçlenmeye ve bilgilenmeye çalışmamız gerektiğini hatırlamamız gerek. Her an siber dünya üzerinde tehlikedeyiz ve dikkatli olmamız şart. İnternet üzerinde veriler virüslü olabiliyor ve cihazımıza indirip açmamız halinde tüm verilerimizi kötü niyetli bir hackere vermiş oluyoruz.
Bu bağlamda dikkat etmemiz ve güvenilir olmayan kaynaklarla olan etkileşimimizi bitirmemiz gerekiyor. Sonuç olarak her insanın aslında siber dünyada ikinci bir sanal kimliği var ve bizim bu kimliği en az gerçek hayattaki kadar hassasiyetle korumamız gerekebilir. Örneğin internet üzerinde Filipinli bir öğrencinin hazırladığı “I LOVE YOU” adındaki bir virüs o dönemlerde bir gecede milyonlarca insanın bilgisayarına bulaştı ve verdiği zararın maddi olarak 10 milyar dolardan fazla olduğu tahmin ediliyor. İnternet üzerinden küçük bir aramayla Bu türden vakaların binlercesine rastlaya bilirsiniz.
Belki de en internetin en kötü yanlarından biri her an tehlikede olmamızdır. Ama internetin bunun dışındaki bir başka kötü yanı ise, yalan haberler ve yanlış bilgiler. Fakat bunlara karşında hayatımızı kolaylaştıran bir çok yanı var. Kimi insanlar için ekmek kapısı oldu, kimi insanlara bilgilenmeleri için kolaylık sağladı. Bizim internet üzerindeki zararlarımızı en aşağıya çekmek için yapabileceğimiz şey daha bilinçli olmaktan geçer. 1993 Yılında internette toplamda 623 site varken buna karşın bu gün internette 3 milyarın üzerinde site olduğu düşünülüyor. Her gün 100.000 adet “.com” uzantılı internet sitesi açılıyor. Bu kadar büyük bir dünyada her an aktifiz ve milyonlarca internet kullanıcısı var. Everest dağının zirvesinde bile 100 mbit lik internet hızına ulaşıla biliniyor. Kimi insanlar internet bağlantıları olmadığı günlerde daha asabi ve daha neşesiz olabiliyor. Yani internete olan bağımlılığımız ve ihtiyacımız her geçen gün artıyor. İnternet sanki biz insanlara yeni ihtiyaçlar üretiyor ve bu ihtiyaçlar kimi insanlarca en az yemek yiyip su içmek kadar gerekli bir hal alıyor. Neyden bahsettiğimi biliyorsunuz. Sosyal medya. Sosyal medyada her gün saatlerimizi harcıyoruz ve insanların hayatlarını merak ediyoruz. İnstagram'da ki hikaye akışlarında bile saatler harcaya biliyoruz ve bu bizim için sanki gün geçtikçe bir ihtiyaç haline dönüşüyor. Siz fotoğraflar çekerken ve internette gezinirken arka taraftan birinin kameranıza erişerek sizi izleyebileceğini ve yine mikrofonunuza erişerek sizi dinleyebileceğini hiç düşündünüz mü? Günümüzde buna benzer bir çok olay yaşandı ve hala yaşanıyor. Tabi genellikler art niyetli hackerlerin sizi izlemek veya dinleme gibi bir niyeti olmuyor. Onların derdi cihazınızın gücünü kullanarak sizin üzerinizden para kazanmak veya banka bilgilerinize erişerek paranızı çalmak. İletişimin gelişmesi ile birlikte dolandırıcılık olayları da artıyor ve insanlar büyük zararlara uğrayabiliyor. Bu konularla ilgili bir çok örneği haberlerde görüyoruz. Bu haberleri gördükçe bilinçlenmeye ve bilgilenmeye çalışmamız gerektiğini hatırlamamız gerek. Her an siber dünya üzerinde tehlikedeyiz ve dikkatli olmamız şart. İnternet üzerinde veriler virüslü olabiliyor ve cihazımıza indirip açmamız halinde tüm verilerimizi kötü niyetli bir hackere vermiş oluyoruz.
Bu bağlamda dikkat etmemiz ve güvenilir olmayan kaynaklarla olan etkileşimimizi bitirmemiz gerekiyor. Sonuç olarak her insanın aslında siber dünyada ikinci bir sanal kimliği var ve bizim bu kimliği en az gerçek hayattaki kadar hassasiyetle korumamız gerekebilir. Örneğin internet üzerinde Filipinli bir öğrencinin hazırladığı “I LOVE YOU” adındaki bir virüs o dönemlerde bir gecede milyonlarca insanın bilgisayarına bulaştı ve verdiği zararın maddi olarak 10 milyar dolardan fazla olduğu tahmin ediliyor. İnternet üzerinden küçük bir aramayla Bu türden vakaların binlercesine rastlaya bilirsiniz.