Selâhaddin'in Haçlılar'a ve Mısır'a Komşu Ülkelere Seferleri, Yemen'in Zaptı
Haçlı-Bizans donanmasının Dimyat önünde başarısızlığa uğramasından sonra taarruz sırası kendine gelen Selahaddin 1170 tarihinde Ariş istikametinden Kudüs Haçlı Krallığı topraklarına bir saldırı düzenlemiştir.
8-13 Aralık günleri arasında Gazze şehrini, ardından da Remle'yi yağmalayıp hızla geri çekilmiş, daha sonra birleştirilebilir parçalar halinde prefabrik gemiler inşa ettirip, bunları Süveyş'te faaliyete geçirerek Haçlılar'ın Kızıldeniz'deki tek kapıları olan Eyle Kalesi'ni ele geçirdi; buraya kuvvet yerleştirdi.
Mart 1171 tarihinde Kahire'ye döndükten sonra da Nûreddin'in, Mısır'dan, kendinin Şam'dan Kerek-Şevbek Prinkepsliği'ne ortak bir sefer yapmaları için anlaştılar.
Eylül-Kasım aylarında Selahaddin Şevbek'e, Nûreddin Kerek'e hücum ederek bunu gerçekleştirdiler. Ancak Amaury'nin Mısır'a doğru yürümesi üzerine Selâhaddin Nûreddin ile buluşamadan Kahire'ye döndü.
Bu olay İbnü'l-Esir gibi Zengiler yanlısı bazı tarihçiler tarafından aralarının açılmasına sebep gösterilir. Bu sırada Nüreddin'in kâtibi olan İmâdüddin el-Kâtib ise böyle bir şeyden söz etmez. Selâhaddin Fâtımî hilâfetini kaldırdıktan sonra 1 Nisan 1173 tarihinde Nureddin'e götürülecek hediyelerle beraber yeni bir Kerek-Şevbek seferine çıktı.
Bu sırada Nüreddin kuzeydeydi. Selahaddin Kerek-Şevbek bölgesinde Frenkler'e yardım eden Araplar'ı düzene koyduktan sonra hediyeleri Dımaşk'a gönderdi; babasının ölümü dolayısıyla da Kahire'ye döndü. Bu arada Mısır'a komsu İslam ülkelerine de seferler düzenleyen Selahaddin, kardeşi Turan Şah'ı 1173 yılında Kuzey Sudan'a gönderdi. Dunkula'ya kadar giden Turan Şah Kahire'ye döndükten sonra da hemen ardından kara ve deniz kuvvetleriyle Yemen'e hareket etti; Hicaz ve Yemen'i kontrolů altına aldı (1174).
Böylece Yemen'de uzun sürecek Türk hakimiyeti devri başladı. Yine 1173 yılında Takıyyüddin ömer b. Şahinşah b. Eyyüb'ün da Trablusgarp'a sefer yapması kararlaştırılmıştı. Ancak onun yerine Memlükü Şerefeddin Karakuş küçük bir birliğin başında Barka'ya kadar gitti ve sonraki yıllarda da Trablusgarp'ı ve Tunus'un bir kısmını zapt etti.
Ona bazı önemli kumandanlar katıldı.
Batıya giden bu Oğuzlar daha sonra Muvahhidler'in hizmetine girdiler. Bundan sonra Muvahhidler ordusunda Oğuzlar'dan meydana gelen bir birlik bulunmaya devam etti.
Karakuş ise 1210 yılında Fizan'da Mülessemler tarafından öldürüldü.
Bu Oğuzlar Kuzey Afrika tarihinde günümüze kadar uzanan hatıralar bıraktılar. Halen Trablusgarp'ta Kırkarş (Karakuş) adlı bir mahalle bulunmaktadır. Görüldüğü gibi Mısır'ın fethi Nûreddin'in devletine büyük avantaj sağlamıştı. Onun naibi sıfatıyla Selâhaddin Yemen, Hicaz, Libya gibi yerlere el atmış ve devletin ağırlık merkezi Mısır'a kaymıştı.
İyi Forumlar
Yakında çok daha zevkle okuyacağınız tarih makaleleri birakacam buraya
Haçlı-Bizans donanmasının Dimyat önünde başarısızlığa uğramasından sonra taarruz sırası kendine gelen Selahaddin 1170 tarihinde Ariş istikametinden Kudüs Haçlı Krallığı topraklarına bir saldırı düzenlemiştir.
8-13 Aralık günleri arasında Gazze şehrini, ardından da Remle'yi yağmalayıp hızla geri çekilmiş, daha sonra birleştirilebilir parçalar halinde prefabrik gemiler inşa ettirip, bunları Süveyş'te faaliyete geçirerek Haçlılar'ın Kızıldeniz'deki tek kapıları olan Eyle Kalesi'ni ele geçirdi; buraya kuvvet yerleştirdi.
Mart 1171 tarihinde Kahire'ye döndükten sonra da Nûreddin'in, Mısır'dan, kendinin Şam'dan Kerek-Şevbek Prinkepsliği'ne ortak bir sefer yapmaları için anlaştılar.
Eylül-Kasım aylarında Selahaddin Şevbek'e, Nûreddin Kerek'e hücum ederek bunu gerçekleştirdiler. Ancak Amaury'nin Mısır'a doğru yürümesi üzerine Selâhaddin Nûreddin ile buluşamadan Kahire'ye döndü.
Bu olay İbnü'l-Esir gibi Zengiler yanlısı bazı tarihçiler tarafından aralarının açılmasına sebep gösterilir. Bu sırada Nüreddin'in kâtibi olan İmâdüddin el-Kâtib ise böyle bir şeyden söz etmez. Selâhaddin Fâtımî hilâfetini kaldırdıktan sonra 1 Nisan 1173 tarihinde Nureddin'e götürülecek hediyelerle beraber yeni bir Kerek-Şevbek seferine çıktı.
Bu sırada Nüreddin kuzeydeydi. Selahaddin Kerek-Şevbek bölgesinde Frenkler'e yardım eden Araplar'ı düzene koyduktan sonra hediyeleri Dımaşk'a gönderdi; babasının ölümü dolayısıyla da Kahire'ye döndü. Bu arada Mısır'a komsu İslam ülkelerine de seferler düzenleyen Selahaddin, kardeşi Turan Şah'ı 1173 yılında Kuzey Sudan'a gönderdi. Dunkula'ya kadar giden Turan Şah Kahire'ye döndükten sonra da hemen ardından kara ve deniz kuvvetleriyle Yemen'e hareket etti; Hicaz ve Yemen'i kontrolů altına aldı (1174).
Böylece Yemen'de uzun sürecek Türk hakimiyeti devri başladı. Yine 1173 yılında Takıyyüddin ömer b. Şahinşah b. Eyyüb'ün da Trablusgarp'a sefer yapması kararlaştırılmıştı. Ancak onun yerine Memlükü Şerefeddin Karakuş küçük bir birliğin başında Barka'ya kadar gitti ve sonraki yıllarda da Trablusgarp'ı ve Tunus'un bir kısmını zapt etti.
Ona bazı önemli kumandanlar katıldı.
Batıya giden bu Oğuzlar daha sonra Muvahhidler'in hizmetine girdiler. Bundan sonra Muvahhidler ordusunda Oğuzlar'dan meydana gelen bir birlik bulunmaya devam etti.
Karakuş ise 1210 yılında Fizan'da Mülessemler tarafından öldürüldü.
Bu Oğuzlar Kuzey Afrika tarihinde günümüze kadar uzanan hatıralar bıraktılar. Halen Trablusgarp'ta Kırkarş (Karakuş) adlı bir mahalle bulunmaktadır. Görüldüğü gibi Mısır'ın fethi Nûreddin'in devletine büyük avantaj sağlamıştı. Onun naibi sıfatıyla Selâhaddin Yemen, Hicaz, Libya gibi yerlere el atmış ve devletin ağırlık merkezi Mısır'a kaymıştı.
İyi Forumlar
Yakında çok daha zevkle okuyacağınız tarih makaleleri birakacam buraya