Ethereum ve Veri Erişilebilirliği (Data Availability): Danksharding ve Blob Alanları

Ethereum ve Veri Erişilebilirliği (Data Availability): Danksharding ve Blob Alanları

0 16
Katılım
9 Haz 2026
Konular
200
Mesajlar
200
NZ Yaşı
13 Gün
Ticaret
0 / 0 / 0
NZR
45.28₺
Çekimlerim
0
Ticaret puanı: 0 / 0 / 0

Ethereum ve Veri Erişilebilirliği (Data Availability): Danksharding ve Blob Alanları​

Ethereum, ölçeklenme sorununu çözmek için Katman 2 (L2) rollup ağlarına güveniyor. Ancak L2 ağları binlerce işlemi kendi içinde paketleyip Ethereum ana ağına gönderirken, çok ciddi bir maliyet ve depolama engeline takılıyordu: Veri Erişilebilirliği (Data Availability - DA). Bir L2 ağının güvenli kabul edilmesi için, gerçekleştirdiği işlemlerin verilerini herkesin erişebileceği şekilde saklaması gerekir. Ethereum, yakın zamanda hayata geçirdiği Danksharding mimarisinin ilk adımı (Proto-Danksharding / EIP-4844) ile bu sorunu çözerek blokzincir depolama mantığında devrim yarattı.

Veri Erişilebilirliği Sorunu Nedir?​

Blokzincir dünyasında bir veriyi "yazmak ve onaylamak" ile o veriyi "sonsuza kadar saklamak" farklı maliyetlere sahiptir. L2 ağları, işlemlerin doğruluğunu kanıtlamak için işlem geçmişlerini Ethereum ana ağındaki CALLDATA adı verilen kalıcı bir alana yazıyordu.
Bu durum hem Ethereum ağını gereksiz verilerle şişiriyor hem de L2 ağlarının kullanıcılarından yüksek işlem ücretleri (gas) kesmesine neden oluyordu. Ethereum'un bilgisayarları birer veri çöplüğüne dönüştüğü için ağ yavaşlıyordu.

"Blob" Teknolojisi: Geçici Veri Odaları​

Ethereum, bu tıkanıklığı aşmak için blok mimarisine "Blob" (Binary Large Objects) adı verilen yeni veri odaları ekledi.
Blobların çalışma mantığı şu şekildedir:
  • Geçici Depolama: L2 ağları artık işlem verilerini Ethereum’un sonsuza kadar saklanacak kalıcı hafızasına değil, bu geçici blob alanlarına yazar.
  • Otomatik Silme: Bu veriler Ethereum düğümleri (nodes) tarafından sadece yaklaşık 18 gün boyunca saklanır. Bu süre, işlemlerin doğruluğunu kontrol etmek ve olası bir hileye itiraz etmek için fazlasıyla yeterlidir. Süre dolduğunda veriler ağdan otomatik olarak silinir.
  • Maliyetlerin Sıfırlanması: Veriler kalıcı olarak saklanmadığı için, L2 ağlarının Ethereum'a ödediği veri ücretleri %90'ın üzerinde düşmüştür. Bu da doğrudan son kullanıcının ödediği gas ücretlerinin sembolik seviyelere inmesini sağlamıştır.

Danksharding ve Sharding Arasındaki Fark​

Ethereum ilk tasarlandığında, ağın dikey olarak 64 farklı parçaya (Sharding) bölünmesi planlanıyordu. Ancak bu yöntem çok karmaşıktı ve güvenliği riske atıyordu.
Danksharding ise ağı parçalara bölmek yerine, veri alanını parçalara ayırmayı hedefler. Tam Danksharding aşamasına geçildiğinde, Ethereum blokları milyonlarca blob verisini aynı anda taşıyabilecek kapasiteye ulaşacak. "Veri Kullanılabilirlik Örneklemesi" (Data Availability Sampling - DAS) adı verilen bir teknoloji sayesinde, ağdaki bilgisayarlar tüm devasa veri paketini indirmek zorunda kalmadan, sadece küçük rastgele örnekler seçerek verinin orada ve doğru olduğunu matematiksel olarak onaylayabilecek.

Sonuç​

Danksharding ve blob alanları, Ethereum’un küresel bir "bilgi işlem" motoru olmasının yanı sıra, süper verimli bir "güvenli veri katmanı" haline gelmesini sağladı. Bu teknolojik dönüşüm, Ethereum ana ağını bir merkeziyetsiz mahkeme ve veri doğrulama merkezi olarak konumlandırırken; günlük finansal işlemlerin, oyunların ve uygulamaların Katman 2'lerde neredeyse ücretsiz ve ışık hızında dönmesinin önünü açmıştır.
 

Konuyu toplam 0 kişi okuyor. (0 kayıtlı üye ve 0 misafir)

Üst
Anasayfa Giriş Yap Kayıt Ol