Katılım
10 Eki 2021
Mesajlar
19
Tepki puanı
1,167
NZ Yaşı
4 Yıl 6 Ay 14 Gün
NZR
1.62₺
Çekimlerim
60
Yorgunlukla ilişkilendirilebilecek en önemli konu başlıklarından biri de beslenmedir. Enerji ihtiyacınızı karşılayacak besinleri uygun miktarlarda ve düzende almıyorsanız yorgunlukla başa çıkmakta güçlük çekebilirsiniz. Beslenme konusunu biraz daha detaylı ele almak önemini kavrayabilmek açısından önem taşımaktadır.

Doku ve organlardaki hücrelerin büyümesini ve devamlılığını, ayrıca gelişimin normal seyrini sağlamak için gerekli enerjiyi oluşturmak üzere uygun tipteki besinlerden yeterli miktarda almak dengeli beslenme olarak açıklanmaktadır. Besin maddeleri iki temel özellik göstermektedir:

Plastik maddeler (hücrelerin ve bazı organik maddelerin yapı malzemeleri)
Enerjetik maddeler (sinir iletimi, kas kasılması ve salgı gibi işlevlerde gerekli enerjiyi oluşturan maddeler)
Yukarıdaki iki özelliği taşıyan besin maddeleri ise dört grupta toplanmaktadır.

Süt ve süt ürünleri (süt, peynir, yoğurt)
Et, balık, tavuk, yumurta ve diğer protein kaynakları (nohut, fasulye vb.)
Sebze ve meyveler
Tahıl ve kuru baklagiller (makarna, pirinç, ekmek vb.)
Dengeli beslenmede yukarıdaki besin gruplarından günlük ihtiyaçlara göre yeterli miktarları almak gerekmektedir. Optimum (yaş, cinsiyet, günlük ihtiyaç ve özel durumlar itibariyle en uygun) miktarda proteinler, kompleks karbonhidratlar, az miktarda sodyum (tuz), yağ ve basit şekerlerden oluşan dengeli beslenmede bu besin gruplarındaki örneklerden çeşitlilik içeren bir karışım alınması önerilmektedir. Aynı besinlerin tekdüze bir şekilde alınması farklı besinlerde bulunan bazı farklı elementlerin alımını sınırlamakta ve beslenmede dengesizlikler oluşabilmektedir.

DENGELİ BESLENME YORGUNLUKTAN KORUNMADA ÖNEMLİDİR.

Yukarıdaki iki temel özelliği taşıyan ve dört ana grupta toplanan besin maddelerinde altı temel besin öğesi bulunur:

Karbonhidratlar
Proteinler
Yağlar
Vitaminler
Mineraller
Su

Şimdi de farklı görevleri olan bu öğelerden enerji oluşumuyla ilgili olanları inceleyebiliriz:

KARBONHİDRATLAR

Karbonhidratlar karbon, hidrojen ve oksijenden oluşan moleküller içeren şeker, nişasta ve selüloz gibi çok çeşitli grupların içinde bulunduğu besinlerdir. Kompleks ve basit olmak üzere genel olarak iki grupta ele alınmaktadırlar.

Kompleks karbonhidratlar liflerden zengindir ve vitamin içerikleri fazladır: Ekmek, nişastalı tahıllar, pirinç ve makarnada bulunurlar.

Basit karbonhidratların bulunduğu besinlerde de vitamin ve mineraller bulunur, ancak sınırlıdır. Basit şekerler doğal olarak meyvelerde, süt ve süt ürünlerinde, sebzelerde bulunmaktadırlar. Basit karbonhidratlar yapay olarak da elde edilmektedirler. Ancak yapay şekerler vitamin ve mineral içermez.

Karbonhidratların temel işlevi özellikle beyin ve sinir sistemi başta olmak üzere tüm dokuların enerji ihtiyacını karşılamaktır. Gerek beyin gerekse vücut etkinliklerinde karbonhidratlar büyük ölçüde enerji veren olaylara katılırlar. Yorgunluk bu maddenin kaslardan azalmasıyla yakından ilişkilidir. Örneğin egzersiz sonrası hissedilen yorgunluk, kastaki glikojenin azalmasına bağlıdır ve besinlerle alman karbonhidratlarla yerine konduğunda kas tekrar yeni bir çalışma için hazır duruma gelir. Günlük olarak alınması gereken toplam enerjinin P-60’mm karbonhidratlardan karşılanması önerilmektedir. Yüksek enerjili ancak basit yapıdaki karbonhidratların tercih edilmemesi uygun olur. Bunun yerine kompleks karbonhidratlı, daha düşük enerjili besin ürünleri alınmalıdır. Çünkü basit şekerler kandan hızla hücre içine geçtiğinden kan şeker düzeyi de düşük olacaktır. Bu şekildeki ani kan şekeri değişimleri organizmamızın bin yıllardır alıştığı bir durum değildir. İstenmeyen ve ani tepkiler verir. Uzun zaman içinde diyabet gibi bazı hastalıklar ortaya çıkabilir. Bu durumu engellemek için;

Daha çok meyve ve sebze tüketilmesi,
Daha çok ekmek, pirinç ve tahıllardan elde edilen besin tüketilmesi,
Daha çok fasulye, mercimek ve kuru bezelye gibi yiyeceklerin yenmesi,
Daha az yağlı peynir ve süt tüketilmesi genel öneriler arasındadır.
Kilo alma sorununun temel nedeni günlük ihtiyaçtan daha fazla alman karbonhidratın kullanılamayıp yağa dönüşmesi ve depolanmasıdır. Aşırı kilolar belirli bir sınırın üzerine çıkarsa şişmanlık (obezite) ortaya çıkar. Şişmanlık, tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunudur ve taşınması gereken fazla ağırlık nedeniyle de ayrıca yorgunluğa neden olan bir etkendir.
 

koreliabi

Körelmiş kalem yoktur ama körelmiş kılıç çoktur..!
Katılım
11 Eki 2021
Mesajlar
91
Tepki puanı
5,154
NZR
94.33₺
Çekimlerim
149
Dengeli beslenmek sadece vücudumuz için değil ruhsal yapımız ve motivasyonumuz için de önemli bir eylemdir. Örneğin düzenli yeme içme alışkanlığı olmayan bir bireyin karar mekanizmasında da düzensizlikler gözlemeniz mümkündür. Aynı zamanda bir birey beslenme periyotlarını belirli zaman aralıklarına göre düzenlediğinde işleri için oluşturacağı program da ona göre düzenlenmiş oluyor. Aynı zamanda dengeli beslenmedeki önemli faktörlerden biri de ne zaman neyi yiyebileceğini bilmektir. Uyumadan önce ağır kalori ve karbonhidratlı gıdalar tükettiğimizde bunun bünyemize ve uyku konforumuza etkilerini de rahatça gözlemlememiz mümkündür.

Düzensiz beslenme uykusuzluk problemini de beraberinde getirdiğinde gün içerisindeki herhangi bir işe yoğunlaşmada aşırı derecede zorluk çekebilir ve kendimizi motive etme güçlüğü çekebiliriz. İş hayatında ve sosyal hayatta başarılı olmanın yolu da gördüğümüz gibi dengeli beslenmeden geçiyor. peki düzensiz beslenmenin önüne nasıl geçebiliriz? bunun da kolay bir yolu var;

Yeme içme alışkanlığımızı gözden geçirip bazı ürünlerin hangi saatlerde tüketilmesinin uygun olacağı ve günlük kondisyonumuza oranla ne kadar kalori ve karbonhidratı vücudumuza sokabileceğimizi belirlemeliyiz. Tüm bu belirlemelerden sonra kendimize bir beslenme takvimi oluşturarak hem sağlıklı hem de dengeli beslenmeye adım atabilir, gündelik işlerimizi daha kolay halledebilir, ve moral motivasyon dengemizi de kurabiliriz.

Bana gelirsek; genellikle yatmadan önce bir miktar meyve yemeyi tercih ediyorum. Sabahları kahvaltımı mutlaka yapıyor ve tek bir besin türüne asla yönelim göstermiyorum. Yumurta, zeytin, peynir, reçel gibi ürün yelpazesini geniş tutuyorum. öğle ve akşam yemeklerimi o gün kaybettiğim kaloriye göre protein ve karbonhidratlarla zenginleştirip kısabiliyorum.
 
Katılım
12 Eki 2021
Mesajlar
91
Tepki puanı
4,438
NZR
52.53₺
Çekimlerim
49
Dengeli beslenmek vücutta direnç oranın artmasını sağlamaktadır. Böylece insan hem hasta olmaktan hem de vücuda bulaşan tehlikeli virüslere karşı vücuttaki organizmaların direnç göstermesini sağlamaktadır. Özellikle kış aylarında soğukların başlamasıyla beraber aniden gelen hava değişimi ve soğuk havalar insan vücudunun direncini kolaylıkla kırabilmektedir.
Ondan dolayı vücut direncini arttırabilmek için insanlar kış ayı başlamadan hemen önce doğal ve bitkisel olan bitli çaylarına yönelmekte bunlarla vücutlarının dirençlerini arttırmaya çalışmaktadırlar. Ancak aslında bu noktada en önemli şey vücudun ihtiyacı olan vitaminleri teker teker sağlamak daha sonra bu tarz doğal yöntemleri başvurmak olacaktır.
Vücut direncini arttırabilmek için özellikle vitamin oranı yüksek olan meyve ve sebzelerin tüketilmesi insana ciddi oranda hastalıklara karşı direnç sağlama yolunda yardımcı olacaktır. Sizin de bahsettiğiniz gibi gerçekten vücudun direncini arttırmanın en önemli yöntemlerinden biri düzenli yemek yemek , düzenli uyumaktır. Ne kadar başlangıç olarak vücut için alınması gereken vitaminler den bahsetmiş olsak da uyku ve dinlenmek vücut direncini artırma yolunda en önemli hatta %50 oranında etkili olan iki faktördür.
 
Üst