Krizlerin ve Dengelerin Devlet Adamı: Cevdet Sunay ve Siyasi İstikrar Arayışı
Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi tarihi, sivil demokrasi ile askeri bürokrasi arasındaki hassas dengelerin kurulma çabalarıyla doludur. Bu dengelerin en çok sarsıldığı, sokak hareketlerinin ve siyasi kutuplaşmaların tırmandığı 1960'lı yılların ikinci yarısı ile 1970'li yılların başında devletin zirvesinde kritik bir isim yer almıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin 5. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, hem ordu içindeki disiplini sağlama misyonu hem de parlamenter sistemin işlerliğini koruma gayretiyle, Türk siyasi hayatının en çalkantılı dönemlerinden birine damgasını vurmuştur.
Cepheden Genelkurmay Başkanlığına Uzanan Askeri Kariyer
Cevdet Sunay, 1899 yılında Erzurum’da doğdu. Babasının askeri müftü olması nedeniyle çocukluk yılları farklı şehirlerde geçti. Kuleli Askeri Lisesi’nde eğitim gördüğü sırada, Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle 1917 yılında cepheye gönderildi. Filistin Cephesi’nde topçu subayı olarak görev yaparken İngilizlere esir düştü. Mısır’daki esaret hayatının ardından vatan topraklarına dönerek tereddüt etmeden Millî Mücadele’ye katıldı. Güney Cephesi’nde ve Büyük Taarruz’da gösterdiği başarılarla İstiklal Madalyası almaya hak kazandı.
Cumhuriyet’in ilanından sonra askeri eğitimine devam eden Sunay, Harp Akademisi’ni bitirerek kurmay subay oldu. Ordu kademelerinde sessiz, disiplinli ve çalışkan yapısıyla dikkat çekti. Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin askeri yapısının modernleşmesinde önemli görevler üstlendi. 1960 yılındaki 27 Mayıs askeri müdahalesinin ardından Genelkurmay Başkanı Ragıp Gümüşpala'nın emekliye sevk edilmesiyle, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 12. Genelkurmay Başkanı oldu. Altı yıl boyunca sürdürdüğü bu görevde, ordunun siyaset dışı kalması ve emir-komuta zincirinin korunması için büyük çaba sarf etti.
Çalkantılı Bir Dönemde Cumhurbaşkanlığı
1966 yılına gelindiğinde, 4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in ağır sağlık sorunları nedeniyle görevini sürdüremeyeceği anlaşıldı. Ordu ile sivil hükümet (Süleyman Demirel liderliğindeki Adalet Partisi) arasında tam bir uzlaşı figürü aranıyordu. Hem asker kimliğiyle orduya güven veren hem de hukuka ve sivil iradeye saygılı yapısıyla tanınan Cevdet Sunay, en uygun aday olarak öne çıktı.
Genelkurmay Başkanlığı görevinden istifa eden Sunay, Cumhurbaşkanı kontenjanından Cumhuriyet Senatosu üyesi yapıldı. 28 Mart 1966’da Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nin 5. Cumhurbaşkanı seçildi.
Sağ ve Sol Çatışmaları ile 12 Mart Muhtırası
Cevdet Sunay’ın 1966-1973 yılları arasındaki yedi yıllık görev süresi, modern Türkiye tarihinin en gerilimli dönemlerinden biri oldu:
Dış Politikada Köprü Rolü
İçerideki tüm bu çalkantılara rağmen Sunay, dış politikada Türkiye'nin çehresini genişleten adımlar attı. Sovyetler Birliği ile ilişkilerin yumuşatılması döneminde Moskova’yı resmi olarak ziyaret eden ilk Türk Cumhurbaşkanı oldu. Bu ziyaretler, Türkiye'de İskenderun Demir-Çelik Fabrikası ve Seydişehir Alüminyum Tesisleri gibi büyük sanayi yatırımlarının Sovyet kredileri ve mühendisliğiyle kurulmasının önünü açtı. Ayrıca ABD, İngiltere, Fransa ve Orta Doğu ülkeleriyle dengeli ilişkiler yürüttü.
Görevinin Sona Ermesi ve Vefatı
Cevdet Sunay, yedi yıllık yasal görev süresini 28 Mart 1973’te tamamlayarak cumhurbaşkanlığı makamını Fahri Korutürk’e devretti. Görevden ayrıldıktan sonra eski cumhurbaşkanı sıfatıyla Cumhuriyet Senatosu tabii üyesi olarak siyasi hayatına devam etti. 22 Mayıs 1982 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu Ankara'da vefat etti. Cenazesi, 1988 yılında yapılan yasal düzenlemeyle Ankara’daki Devlet Mezarlığı’na nakledildi.
Cevdet Sunay; çatışmaların, askeri müdahalelerin ve siyasi suikastların gölgesinde geçen bir dönemde, devletin en tepesinde bir "sigorta" görevi görmüştür. Radikal çıkışlardan uzak, uzlaşmacı ve devlet geleneklerine sadık yapısıyla, Türkiye’nin çok daha büyük bir iç savaşa veya kalıcı bir askeri diktatörlüğe sürüklenmesini engelleyen denge unsuru olarak tarihe geçmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi tarihi, sivil demokrasi ile askeri bürokrasi arasındaki hassas dengelerin kurulma çabalarıyla doludur. Bu dengelerin en çok sarsıldığı, sokak hareketlerinin ve siyasi kutuplaşmaların tırmandığı 1960'lı yılların ikinci yarısı ile 1970'li yılların başında devletin zirvesinde kritik bir isim yer almıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin 5. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, hem ordu içindeki disiplini sağlama misyonu hem de parlamenter sistemin işlerliğini koruma gayretiyle, Türk siyasi hayatının en çalkantılı dönemlerinden birine damgasını vurmuştur.
Cepheden Genelkurmay Başkanlığına Uzanan Askeri Kariyer
Cevdet Sunay, 1899 yılında Erzurum’da doğdu. Babasının askeri müftü olması nedeniyle çocukluk yılları farklı şehirlerde geçti. Kuleli Askeri Lisesi’nde eğitim gördüğü sırada, Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle 1917 yılında cepheye gönderildi. Filistin Cephesi’nde topçu subayı olarak görev yaparken İngilizlere esir düştü. Mısır’daki esaret hayatının ardından vatan topraklarına dönerek tereddüt etmeden Millî Mücadele’ye katıldı. Güney Cephesi’nde ve Büyük Taarruz’da gösterdiği başarılarla İstiklal Madalyası almaya hak kazandı.
Cumhuriyet’in ilanından sonra askeri eğitimine devam eden Sunay, Harp Akademisi’ni bitirerek kurmay subay oldu. Ordu kademelerinde sessiz, disiplinli ve çalışkan yapısıyla dikkat çekti. Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin askeri yapısının modernleşmesinde önemli görevler üstlendi. 1960 yılındaki 27 Mayıs askeri müdahalesinin ardından Genelkurmay Başkanı Ragıp Gümüşpala'nın emekliye sevk edilmesiyle, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 12. Genelkurmay Başkanı oldu. Altı yıl boyunca sürdürdüğü bu görevde, ordunun siyaset dışı kalması ve emir-komuta zincirinin korunması için büyük çaba sarf etti.
Çalkantılı Bir Dönemde Cumhurbaşkanlığı
1966 yılına gelindiğinde, 4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in ağır sağlık sorunları nedeniyle görevini sürdüremeyeceği anlaşıldı. Ordu ile sivil hükümet (Süleyman Demirel liderliğindeki Adalet Partisi) arasında tam bir uzlaşı figürü aranıyordu. Hem asker kimliğiyle orduya güven veren hem de hukuka ve sivil iradeye saygılı yapısıyla tanınan Cevdet Sunay, en uygun aday olarak öne çıktı.
Genelkurmay Başkanlığı görevinden istifa eden Sunay, Cumhurbaşkanı kontenjanından Cumhuriyet Senatosu üyesi yapıldı. 28 Mart 1966’da Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nin 5. Cumhurbaşkanı seçildi.
Sağ ve Sol Çatışmaları ile 12 Mart Muhtırası
Cevdet Sunay’ın 1966-1973 yılları arasındaki yedi yıllık görev süresi, modern Türkiye tarihinin en gerilimli dönemlerinden biri oldu:
- Toplumsal Kutuplaşma: Dünya genelindeki 1968 kuşağı hareketlerinin Türkiye'ye yansıması, üniversitelerde boykotlar, sağ ve sol öğrenci grupları arasında silahlı çatışmalar ve işçi eylemleriyle kendini gösterdi.
- Ordu İçindeki Cunta Faaliyetleri: Ordu içinde, parlamenter sistemi tamamen devirip sol-baasçı bir askeri diktatörlük kurmak isteyen gizli cunta yapılanmaları (9 Mart cuntası) hareketlendi. Sunay, Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç ile işbirliği yaparak bu yasa dışı girişimi boşa çıkardı.
- 12 Mart 1971 Muhtırası: Ordu içindeki radikal grupları teskin etmek ve hükümetin ülkedeki asayişi sağlayamadığı gerekçesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesi hükümete bir muhtıra verdi. Süleyman Demirel hükümeti istifa etmek zorunda kaldı.
Dış Politikada Köprü Rolü
İçerideki tüm bu çalkantılara rağmen Sunay, dış politikada Türkiye'nin çehresini genişleten adımlar attı. Sovyetler Birliği ile ilişkilerin yumuşatılması döneminde Moskova’yı resmi olarak ziyaret eden ilk Türk Cumhurbaşkanı oldu. Bu ziyaretler, Türkiye'de İskenderun Demir-Çelik Fabrikası ve Seydişehir Alüminyum Tesisleri gibi büyük sanayi yatırımlarının Sovyet kredileri ve mühendisliğiyle kurulmasının önünü açtı. Ayrıca ABD, İngiltere, Fransa ve Orta Doğu ülkeleriyle dengeli ilişkiler yürüttü.
Görevinin Sona Ermesi ve Vefatı
Cevdet Sunay, yedi yıllık yasal görev süresini 28 Mart 1973’te tamamlayarak cumhurbaşkanlığı makamını Fahri Korutürk’e devretti. Görevden ayrıldıktan sonra eski cumhurbaşkanı sıfatıyla Cumhuriyet Senatosu tabii üyesi olarak siyasi hayatına devam etti. 22 Mayıs 1982 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu Ankara'da vefat etti. Cenazesi, 1988 yılında yapılan yasal düzenlemeyle Ankara’daki Devlet Mezarlığı’na nakledildi.
Cevdet Sunay; çatışmaların, askeri müdahalelerin ve siyasi suikastların gölgesinde geçen bir dönemde, devletin en tepesinde bir "sigorta" görevi görmüştür. Radikal çıkışlardan uzak, uzlaşmacı ve devlet geleneklerine sadık yapısıyla, Türkiye’nin çok daha büyük bir iç savaşa veya kalıcı bir askeri diktatörlüğe sürüklenmesini engelleyen denge unsuru olarak tarihe geçmiştir.