Fatih Sultan Mehmet'in ölümü, Osmanlı tarihinin en gizemli olaylarından biri olarak kabul edilir. İstanbul'un fethini gerçekleştirerek bir çağı kapatıp yeni bir çağ açan büyük hükümdar, 3 Mayıs 1481 tarihinde henüz 49 yaşındayken hayatını kaybetmiştir. Ölümünün üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen neden öldüğü konusu tarihçiler arasında hâlâ tartışılmaktadır.
1481 yılında yeni bir sefere çıkmak üzere İstanbul'dan ayrılan Fatih Sultan Mehmet, ordusuyla birlikte Gebze yakınlarındaki Hünkârçayırı mevkiine ulaştı. Ancak burada aniden rahatsızlandı. Birkaç gün boyunca devam eden hastalığının ardından yaşamını yitirdi. Padişahın ölüm haberi, Osmanlı Devleti'nde büyük bir şaşkınlık ve belirsizlik yarattı.
Dönemin kaynaklarında Fatih Sultan Mehmet'in uzun süredir çeşitli sağlık sorunları yaşadığı belirtilmektedir. Özellikle nikris olarak bilinen gut hastalığından muzdarip olduğu, zaman zaman şiddetli ağrılar çektiği ifade edilir. Bazı tarihçiler ölümünün doğal nedenlerden ve mevcut hastalıklarının ağırlaşmasından kaynaklandığını savunmaktadır.
Bununla birlikte, Fatih'in zehirlenmiş olabileceğine dair iddialar da tarih boyunca gündemde kalmıştır. Özellikle son günlerinde kendisine verilen ilaçların ölümünü hızlandırmış olabileceği yönündeki görüşler dikkat çekmektedir. Ancak bu iddiaları kesin olarak kanıtlayan bir belge bulunmamaktadır. Bu nedenle zehirlenme teorisi tarihsel bir ihtimal olarak değerlendirilse de kesin bir gerçek olarak kabul edilmez.
Fatih Sultan Mehmet'in ölümünün ardından oğulları arasında taht mücadelesi başladı. Şehzade Bayezid ile Şehzade Cem arasındaki rekabet kısa sürede Osmanlı siyasetinin merkezine yerleşti. Sonuçta Bayezid tahta çıkarak II. Bayezid unvanıyla Osmanlı Devleti'nin yeni hükümdarı oldu.
Fatih Sultan Mehmet'in vefatı, yalnızca güçlü bir hükümdarın kaybı değil, aynı zamanda Osmanlı tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı anlamına geliyordu. Ölümünün ardındaki sır perdesi tam olarak aralanamamış olsa da, fetihleri, devlet teşkilatına yaptığı katkılar ve askeri başarıları sayesinde tarihin en büyük hükümdarları arasında yer almaya devam etmektedir.
1481 yılında yeni bir sefere çıkmak üzere İstanbul'dan ayrılan Fatih Sultan Mehmet, ordusuyla birlikte Gebze yakınlarındaki Hünkârçayırı mevkiine ulaştı. Ancak burada aniden rahatsızlandı. Birkaç gün boyunca devam eden hastalığının ardından yaşamını yitirdi. Padişahın ölüm haberi, Osmanlı Devleti'nde büyük bir şaşkınlık ve belirsizlik yarattı.
Dönemin kaynaklarında Fatih Sultan Mehmet'in uzun süredir çeşitli sağlık sorunları yaşadığı belirtilmektedir. Özellikle nikris olarak bilinen gut hastalığından muzdarip olduğu, zaman zaman şiddetli ağrılar çektiği ifade edilir. Bazı tarihçiler ölümünün doğal nedenlerden ve mevcut hastalıklarının ağırlaşmasından kaynaklandığını savunmaktadır.
Bununla birlikte, Fatih'in zehirlenmiş olabileceğine dair iddialar da tarih boyunca gündemde kalmıştır. Özellikle son günlerinde kendisine verilen ilaçların ölümünü hızlandırmış olabileceği yönündeki görüşler dikkat çekmektedir. Ancak bu iddiaları kesin olarak kanıtlayan bir belge bulunmamaktadır. Bu nedenle zehirlenme teorisi tarihsel bir ihtimal olarak değerlendirilse de kesin bir gerçek olarak kabul edilmez.
Fatih Sultan Mehmet'in ölümünün ardından oğulları arasında taht mücadelesi başladı. Şehzade Bayezid ile Şehzade Cem arasındaki rekabet kısa sürede Osmanlı siyasetinin merkezine yerleşti. Sonuçta Bayezid tahta çıkarak II. Bayezid unvanıyla Osmanlı Devleti'nin yeni hükümdarı oldu.
Fatih Sultan Mehmet'in vefatı, yalnızca güçlü bir hükümdarın kaybı değil, aynı zamanda Osmanlı tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı anlamına geliyordu. Ölümünün ardındaki sır perdesi tam olarak aralanamamış olsa da, fetihleri, devlet teşkilatına yaptığı katkılar ve askeri başarıları sayesinde tarihin en büyük hükümdarları arasında yer almaya devam etmektedir.